Midas - Yeni Kullanıcılara Özel

Wells Fargo

Cuma, 10 Nisan 2026 00:00
Ateşkes var, ancak belirsizlik sürüyor. Açıklanan ateşkes kırılgan görünüyor ve Orta Doğu risklerini yüksek tutmaya devam ediyor. Temel senaryoda aktif çatışmanın yıl ortasına kadar sona ermesi ve petrol fiyatlarının 2026’nın ikinci yarısında düşüş eğilimine girmesi bekleniyor, ancak süregelen jeopolitik stres nedeniyle bu görünüme dair güven düşük.
 
Büyüme riskleri aşağı yönlü. Yüksek petrol fiyatları, sıkı finansal koşullar ve artan politika belirsizliği 2026 büyümesi için aşağı yönlü riskleri artırıyor. 2026 küresel büyüme tahmini %2,7’ye düşürüldü; bu oran hem geçen aya hem de çatışma öncesi beklentilere göre daha düşük.
 
Enflasyon riskleri yukarı yönlü. Tarafların talepleri reddetmesi ve ihlal iddialarıyla zayıf kalan ateşkes, petrol fiyatlarında artış, yüksek belirsizlik ve finansal piyasalarda oynaklık riskini canlı tutuyor. Küresel enflasyonun 2026 için öngörülen %4,4 seviyesinin üzerine çıkabileceği değerlendiriliyor.
 
Piyasalar enerji şokunu yeterince fiyatlamıyor. Konsensüs beklentiler büyümedeki yavaşlamayı ve enflasyondaki artışı olduğundan düşük fiyatlıyor. Bu nedenle büyüme tahminleri piyasanın altında, enflasyon tahminleri ise piyasanın üzerinde tutuluyor.
 
Bu büyük ve derinleşen bir arz şoku. Uluslararası Enerji Ajansı’na göre günlük yaklaşık 10 milyon varillik üretim kesintisi riski bulunuyor; bu da küresel arzın yaklaşık %10’una karşılık geliyor ve koşullar Nisan boyunca kötüleşiyor.
 
Ateşkes normalleşme anlamına gelmiyor. Hürmüz Boğazı’ndan sevkiyat ve enerji üretimi, kalıcı bir barış sağlanmadan yavaş toparlanacak veya toparlanamayabilir. Fiziksel arz kısıtları ve altyapı hasarının aylarca sürmesi bekleniyor.
 
Şok sadece petrolle sınırlı değil. Doğal gaz, gübre, alüminyum ve helyum arzındaki aksaklıklar özellikle gıda ve temel mallar üzerinden enflasyon risklerini artırıyor; Asya ve gelişmekte olan ülkeler daha fazla etkileniyor.
 
Para politikası daha şahin bir yöne kayıyor. Merkez bankaları temkinli kalmakla birlikte enflasyon risklerinin artmasıyla sıkılaşma eğilimi güçleniyor. Euro Bölgesi, Japonya ve Kanada gibi gelişmiş ülkelerde faiz artışları beklenirken, gelişmekte olan ülkelerde ayrışmanın artması öngörülüyor.
Cuma, 03 Nisan 2026 00:00
Wells Fargo Economics tarafından 2 Nisan 2026 tarihinde yayımlanan rapora göre, küresel ekonomide enflasyon dinamikleri, enerji fiyatları ve para politikası beklentileri ön plana çıkmaktadır.
 
ABD ekonomisinde, Mart ayı Tüketici Fiyat Endeksi’nin enerji ve akaryakıt fiyatlarındaki yükselişin etkisiyle aylık %1, yıllık bazda ise %3,4 artış kaydetmesi beklenmekte olup, bu görünüm dezenflasyon sürecinde geçici bir duraksamaya işaret etmektedir. Aynı dönemde kişisel harcamaların %0,7, kişisel gelirlerin ise %0,3 oranında artacağı öngörülmektedir. Bununla birlikte, İran ile süregelen jeopolitik gerilimler ve artan yakıt maliyetleri, tüketici harcamaları üzerinde aşağı yönlü risk oluşturmaktadır.
 
Kanada ekonomisinde Mart ayında yaklaşık 20 bin kişilik istihdam artışı beklenirken, işsizlik oranının %6,7 seviyesinde yatay seyretmesi öngörülmektedir. Bank of Canada’nın, enerji fiyatlarındaki oynaklığı değerlendirerek mevcut faiz oranlarını koruması beklenmektedir.
 
Hindistan tarafında, Reserve Bank of India’nın artan petrol fiyatlarının yarattığı enflasyonist baskılar nedeniyle politika faizini %5,25 seviyesinde sabit tutacağı tahmin edilmektedir. Petrol ithalatına bağımlı ekonomi yapısı, fiyat artışlarının büyüme üzerinde baskı oluşturabileceğine işaret etmektedir.
 
Latin Amerika’da ise, Meksika’da enerji fiyatlarındaki yükselişin manşet enflasyonu yukarı yönlü etkilemesi beklenirken, çekirdek enflasyondaki görece yatay seyir faiz indirimi beklentilerinin korunmasına imkân tanımaktadır. Brezilya’da Mart ayı enflasyonunun %4 seviyesine ulaşabileceği öngörülmekte olup, bu görünüm merkez bankasının para politikası gevşeme sürecinde daha temkinli bir yaklaşım benimsemesine neden olmaktadır.
 
ABD para politikası açısından ise Federal Reserve yetkililerinin açıklamaları ve özellikle Mart ayına ilişkin FOMC Meeting Minutes, piyasa beklentilerinin şekillenmesi açısından yakından takip edilmektedir.
Çarşamba, 18 Mart 2026 00:00
Fed, Mart toplantısında politika faizini %3,50–%3,75 aralığında sabit tutarak bekle-gör yaklaşımını sürdürmüş ve gelecekteki faiz adımlarına dair net bir yönlendirme vermemiştir. Açıklamada ekonomik büyümenin güçlü olduğu, enflasyonun ise hâlâ yüksek seyrettiği vurgulanırken, iş gücü piyasasına ilişkin değerlendirmede önceki döneme kıyasla daha temkinli bir dil kullanılmıştır. Artan petrol fiyatlarının kısa vadede enflasyonu yukarı ittiği kabul edilmekle birlikte, bunun arz kaynaklı bir şok olduğu ve para politikasıyla doğrudan çözülemeyeceği belirtilmektedir; ayrıca yüksek enerji fiyatlarının büyüme ve istihdam üzerinde baskı oluşturabileceği ifade edilmektedir.
 
Fed üyeleri, stagflasyon risklerini projeksiyonlara sınırlı ölçüde yansıtmış; yıl sonu enflasyon beklentileri yukarı revize edilirken büyüme ve işsizlik tahminlerinde önemli bir bozulma görülmemiştir, ancak belirsizliklerin arttığı ve risklerin daha çok yüksek enflasyon ve işsizlik yönünde olduğu vurgulanmıştır. Faiz patikasında ise bu yıl için medyan beklenti değişmemiş, genel eğilim sınırlı gevşeme yönünde kalmıştır. Komite içinde faiz artırımı yönünde bir görüş bulunmazken, üyeler arasındaki ayrışmanın azaldığı görülmektedir.
 
Genel beklenti, iş gücü piyasasındaki kırılganlık nedeniyle Fed’in yıl içinde iki faiz indirimi yapabileceği yönünde olmakla birlikte, bu indirimlerin zamanlaması ötelenebilir. Ayrıca Fed’in bilanço yönetimi kapsamında aylık 40 milyar dolarlık alımları sürdürdüğü, ancak bu hızın ilerleyen dönemde düşürülebileceği değerlendirilmektedir.
S.No Dosya Adı İndir
1 wells-fargo-fed-fomc-raporu İlgili Dosyayı İndir
Cuma, 13 Mart 2026 00:00
FOMC’nin Ocak ayındaki son toplantısından bu yana stagflasyon riskleri artmış durumda. Daha yüksek enflasyon ve zayıflayan işgücü piyasası, Fed’in fiyat istikrarı ve maksimum istihdamdan oluşan ikili hedefini zorlayan en olumsuz senaryolardan biri. Bu nedenle Fed Başkanı Powell ve ekibinin bu riskleri nasıl dengeleyeceği önem kazanıyor.
 
Beklentimiz, Fed’in faizleri sabit tutması ve politika esnekliğini koruması yönünde. İran’daki çatışmanın seyri oldukça belirsiz ve petrol fiyatları bu belirsizlik nedeniyle dalgalı seyrediyor. Jeopolitik gelişmelerin ötesinde, işgücü piyasası hâlâ ılımlı bir görünüm sergiliyor ve son dönemde %2 enflasyon hedefine doğru ek bir ilerleme görülmedi.
 
Toplantı sonrası açıklama metninde büyük bir değişiklik beklenmiyor. Ancak İran’daki gelişmeler nedeniyle ekonomik görünüme ilişkin belirsizlik vurgusunun artırılması muhtemel. Ayrıca işsizlikte “istikrar işaretleri” ifadesinin biraz daha temkinli veya olumsuz bir dile dönüştürülmesi de olası.
 
Fed’in ekonomik projeksiyonlarında (SEP) ise daha stagflasyonist bir yön görülebilir. Enerji fiyatlarındaki artış ve bazı çekirdek PCE kalemlerindeki güçlü seyir nedeniyle enflasyon tahminlerinin yukarı yönlü revize edilmesi bekleniyor. Bu durum, enflasyonun %2 hedefine dönüş süresinin 2027’ye kadar uzamasına yol açabilir. 2026 büyüme tahminleri ise bir miktar aşağı çekilse de hâlâ trendin üzerinde büyümeye işaret edebilir. İşgücü piyasasında düşük işe alım ve düşük işten çıkarma ortamının sürmesi nedeniyle işsizlik tahminlerinin de hafif yükselmesi bekleniyor.
 
Buna rağmen Fed’in “önce zarar verme” yaklaşımı doğrultusunda faiz patikasına ilişkin medyan beklentilerde (dot plot) değişiklik olmayabilir. Enflasyon tahminleri yükselirken büyüme beklentilerinin düşmesi birbirini dengeleyebilir ve böylece faiz projeksiyonlarının medyanında önemli bir değişim oluşmayabilir.
Perşembe, 12 Mart 2026 00:00
ABD’de Şubat ayında TÜFE aylık %0,3 artarken yıllık enflasyon %2,4 seviyesinde kaldı; ancak son üç aylık enflasyon temposunun %3’e yükselmesi, geçen yazdan bu yana görülen dezenflasyon sürecinin ivme kaybettiğini gösterdi. Enerji fiyatları Şubat’ta %0,6 artarken Orta Doğu’daki olası çatışma beklentisi petrol ve gaz fiyatlarını yukarı çekti; benzin fiyatlarının mevcut seviyelerde kalması halinde Mart ayında enerji ürünlerinde yaklaşık %18’lik sert bir artış bekleniyor. Gıda fiyatları da beklentilerin üzerinde gerçekleşti ve market fiyatları aylık %0,4 artarken yıllık gıda enflasyonu %2,4’e yükseldi.
 
Çekirdek TÜFE Şubat’ta %0,22 artarak beklentilere yakın gerçekleşti; kullanılmış araç fiyatları gerilerken giyim fiyatları %1,3 artarak 2018’den bu yana en güçlü yükselişini kaydetti. Tarifelerden etkilenen bazı ürün gruplarında da fiyat artışları dikkat çekti. Hizmet enflasyonu %0,3 artarken seyahat ve sağlık hizmetleri güçlü seyretti, kira artışları ise %0,1 ile yavaşladı. PCE enflasyonunun Şubat’ta yaklaşık %0,4 artması beklenirken, Fed açısından veri tek başına belirleyici görülmüyor; enerji fiyatları ve İran kaynaklı jeopolitik riskler daha kritik. Mevcut beklenti Fed’in Haziran ve Eylül’de iki adet 25 baz puan faiz indirimi yapması ve ardından faizleri %3,00–%3,25 aralığında sabit tutması yönünde.
Perşembe, 12 Mart 2026 00:00
ABD-İran gerilimi giderek bir enerji arz şokuna dönüşmektedir. Hâlihazırda yaklaşık 3–4 milyon varil/gün petrol üretimi devre dışı kalmış durumda ve LNG tarafında da ek kesintiler yaşanmaktadır. Hürmüz Boğazı’nın uzun süre kapanması halinde arz kaybı iki katına çıkabilir.
 
Temel makro etki: Petrol fiyatının yaklaşık 85 dolar/varil seviyesinde kalması, 2026 küresel büyümesini sınırlı şekilde aşağı çeker (çatışma öncesi %3,0 beklentisine karşı yaklaşık %2,9). Buna karşılık gelişmiş ekonomilerde enflasyonu %3’ün üzerine taşıyabilir. Bu durumdan en çok Japonya ve Euro Bölgesi etkilenebilir.
 
Para politikası tepkisi (baz senaryo): Merkez bankalarının yılın ilk yarısında temkinli kalması ve faiz indirimleri konusunda daha isteksiz olması beklenmektedir. Doğrudan faiz artırımı yönünde keskin bir dönüş beklenmese de 2026’nın ikinci yarısında Kanada ve Euro Bölgesi için sıkılaşma riski artabilir.
 
Olumsuz senaryo: Petrol fiyatının 130 dolar/varile yaklaşması durumunda stagflasyon riski ciddi şekilde yükselir. Euro Bölgesi ve Birleşik Krallık ile birlikte Japonya’da büyüme resesyona girebilir, gelişmiş ekonomilerde enflasyon yaklaşık 3 puan artabilir ve bu durum merkez bankalarını agresif faiz artırımlarına zorlayabilir.
 
Küresel ayrışma: Petrol ithalatçısı olan ve makroekonomik temelleri zayıf gelişmekte olan ülkeler büyüme, enflasyon ve dış denge açısından daha büyük baskı ile karşılaşabilir. Buna karşılık emtia ihracatçısı ülkeler gelir avantajı elde eder ancak aşırı ısınma riskini yönetmek zorunda kalabilir.
 
Ülke bazlı öne çıkan noktalar: Avrupa Merkez Bankası ve İngiltere Merkez Bankası’nın politikaları daha az güvercin hale gelebilir. Kanada Merkez Bankası’nın beklenen faiz indirimleri yerine 2026’nın ilerleyen dönemlerinde faiz artırması gündeme gelebilir. Japonya’da yen baskıyı dengeleyen bir mekanizma olmaya devam edebilir. Çin’de büyüme yavaşlayabilir ancak ciddi bir ödemeler dengesi krizi beklenmemektedir. Hindistan görece dayanıklı kalırken, Brezilya emtia avantajından faydalanabilir ancak temkinli şekilde gevşeme politikası izleyebilir. Meksika ise petrol ihracatçısı olmasına rağmen faiz indirimlerini daha geç gerçekleştirebilir.
Salı, 10 Mart 2026 00:00
ABD'de Şubat ayında küçük işletme güveni üst üste ikinci ay geriledi. Bu düşüşte özellikle sermaye harcamalarındaki azalma ve işe alım planlarının zayıflaması etkili oldu. İşe alım beklentileri düşerken iş gücü talebinin sınırlı kalması dikkat çekti ve açık iş pozisyonları tarihsel ortalamalara göre zayıf seviyelerde kaldı.
 
Buna karşın küçük işletmelerin ekonomik görünümü genel olarak olumlu kalmaya devam etti. Satışlar ve kârlılıkta iyileşme görülürken işletmelerin önemli bir kısmı önümüzdeki dönemde fiyat artırmayı planlıyor; bu durum enflasyon baskısının hâlâ yüksek seyrettiğine işaret ediyor.
Pazartesi, 09 Mart 2026 00:00
Petrol fiyatlarının 110 doların üzerine çıkmasıyla küresel ekonomi için resesyon riski artmış durumda, ancak bu şu an için temel senaryo değil. ABD ekonomisi bu petrol şokuna güçlü bir konumdan girmiyor; istihdam artışı zayıf, reel gelirler baskı altında ve enflasyon yeniden %3’ün üzerine çıkma eğiliminde.
 
Petrol fiyatlarının kalıcı olarak %50 artması, reel tüketim büyümesini yaklaşık 1 puan düşürebilir. Eğer petrol fiyatı 130 dolar civarında kalıcı olursa, yıl ortasında tüketimde ardışık çeyreklerde daralma görülebilir ve bu durum resesyon riskini ciddi şekilde artırabilir.
 
Petrol şokunun resesyona dönüşmesi için genellikle üç koşul gerekir: reel gelirlerin düşmesi, yüksek petrol fiyatlarının uzun süre devam etmesi ve finansal koşulların sıkılaşması. Petrol fiyatları orta düzeyde artarsa büyüme tamamen yok olmaz; tüketim yavaşlarken enerji sektöründeki yatırımlar artarak kısmen denge sağlar.
 
Genel sonuç olarak, petrol fiyatı 130 doların üzerinde kalıcı olursa ABD’de resesyon olasılığı belirgin şekilde yükselir.
Çarşamba, 04 Mart 2026 00:00
Orta Doğu’daki gelişmeler için temel senaryomuz hâlâ küresel ekonomi ve finansal piyasalar açısından kısa süreli bir bozulmaya işaret etmektedir (Wells Fargo - İran ile Çatışma: Ekiple SSS). Ancak jeopolitik belirsizliğin uzun süre artması ve piyasalarda kalıcı oynaklık yaşanması şeklindeki aşağı yönlü senaryonun olasılığı giderek artmakta ve değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu yüksek jeopolitik belirsizlik şoku senaryosunu gelişmekte olan ülke ekonomileri ve finansal piyasalar açısından kırılganlık perspektifiyle analiz ediyoruz.
 
Gelişmekte olan ülkelerin çoğu, özellikle sistemik öneme sahip olanlar (örneğin Çin ve Hindistan), ani sermaye çıkışlarına karşı kırılganlıklarını azaltmıştır. Ancak ani sermaye çıkışı yaşanması durumunda dış finansmana bağımlı, olumsuz kamu borcu yapısına sahip ve yetersiz döviz rezervleri bulunan ülkeler en kırılgan konumdadır. Bu kırılganlığı yüksek olan ülkelerde ödemeler dengesi krizleri, sert ekonomik yavaşlama veya daha kötü bir senaryo olarak temerrüt görülebilir. Arjantin ve Türkiye en kırılgan ülkeler arasında öne çıkarken, Brezilya ve Meksika’nın sermaye çıkışlarına karşı kırılganlığı daha sınırlı seviyededir.
 
Uzun süreli bir jeopolitik şok, gelişmekte olan ülke para birimlerinin dayanıklılığı açısından da yeni bir sınav olabilir. Son birkaç gün içinde gelişmekte olan ülke para birimleri genel olarak baskı altında kalmıştır; ancak bir şok durumunda piyasa katılımcıları yeniden temel göstergelere ve değerlemelere odaklanabilir. Zayıf makro temellere ve pahalı değerlemelere sahip para birimlerinde sert geri dönüşler görülebilir (örneğin COP, MXN ve ZAR). Buna karşılık daha güçlü makro temellere ve daha cazip değerlemelere sahip para birimleri (örneğin TWD ve KRW) görece daha dayanıklı olabilir. Aynı zamanda, bir para biriminin temel göstergelerden aşırı sapıp sapmadığını görmek için modelimizdeki “maksimum satış” seviyeleri de izlenmelidir. Bu seviyelerin aşılması durumunda alım veya korunma fırsatları ortaya çıkabilir.
 
Yükselen petrol fiyatları üzerinden oluşabilecek kur ve enflasyon şoku, gelişmekte olan ülkelerde merkez bankalarının politika faizlerini daha fazla düşürme kapasitesini sınırlayabilir. Bazı merkez bankaları, reel faizlerin hâlâ yüksek olması ve şokun daha sınırlı hissedilmesi nedeniyle faiz indirimine devam edebilir (örneğin Brezilya, ancak daha sınırlı alanla). Diğer bazı ülkelerde ise artan petrol fiyatları ve kur geçişkenliği nedeniyle enflasyon baskılarının artması, zaten devam eden enflasyon sorunlarını ağırlaştırarak faiz indirim döngüsünün erken sona ermesine yol açabilir (örneğin Meksika Merkez Bankası). Bazı ülkelerde ise büyüme görünümü zarar görse bile finansal istikrarı korumak ve enflasyon beklentilerini kontrol altında tutmak amacıyla yeniden faiz artırımlarına gidilebilir (örneğin Hindistan Merkez Bankası).
 
Piyasalardaki oynaklık ve zorunlu harcamalardaki artış nedeniyle ortaya çıkabilecek bir satın alma gücü şoku durumunda, hükümetlerin mali destek sağlama kapasitesi sınırlı kalabilir. Gelişmekte olan ülkelerin çoğunda kamu maliyesi zaten zayıf durumdadır. Bazı ülkelerde artan petrol fiyatları kamu gelirlerini yükselterek büyüme görünümünü destekleyebilir ve mali destek için alan yaratabilir. Ancak hükümetlerin bu durumu, zaten yüksek olan bütçe açıkları ve borç yükü ile dengelemesi gerekecektir (örneğin Kolombiya). Mali alanı olmayan hükümetlerin kamu maliyesi kısıtlarını göz ardı etmesi durumunda ise devlet tahvili piyasalarında oynaklık artabilir ve finansman sorunları ortaya çıkabilir.
Perşembe, 26 Şubat 2026 00:00
ABD Yüksek Mahkemesi’nin Uluslararası Acil Ekonomik Yetkiler Yasası (IEEPA) kapsamında uygulanan tarifelere ilişkin kararı, küresel ekonomi açısından sınırlı bir rahatlama sağlamıştır. Ağırlıklı ortalama tarife oranları bir miktar düşse de bu durum küresel büyüme görünümünde ciddi bir aşağı yönlü şoktan ziyade, belirsizlik içeren ancak istikrarlı bir büyüme senaryosuyla uyumludur.
 
Yeni belirleyici unsur, tüm ülkelere eşit şekilde uygulanan Section 122 kapsamındaki düz ek vergi olmuştur. Halihazırda %10 olarak uygulanan bu oran için %15 seviyesi de gündemdedir. %15’lik bir senaryoda Çin, Hindistan, Brezilya ve Güney Afrika görece en fazla avantaj sağlayan ülkeler olurken; Birleşik Krallık, AB, Avustralya ve Japonya açısından tarife yükü artmaktadır.
 
Karar ayrıca, son aylarda ABD ile ticaret anlaşması yapan 19 ülke açısından hukuki bir belirsizlik yaratmıştır. Bu anlaşmalar yalnızca IEEPA yetkisine dayanılarak uygulandığından, bağlayıcı ve sürdürülebilir bir yasal zeminden yoksundur.
 
Ortaya çıkan tablo klasik bir “mahkum ikilemi” dinamiğine işaret etmektedir. Ülkeler anlaşmaları sorgulayabilir veya geri adım atabilir; ancak ABD’nin Section 301 ve 232 soruşturmaları ile savunma, teknoloji ve diplomasi alanlarındaki baskı araçları olası misilleme riskini artırmaktadır. Bu nedenle açık bir çatışmadan ziyade taahhütlerin yavaşlatılması daha olası görünmektedir. Section 338 tarifeleri ise düşük olasılıklı ancak belirsizlik yaratan bir risk unsuru olmaya devam etmektedir. Genel çerçevede, 2026 yılında ABD ile yeni ticaret anlaşmalarının ivme kaybetmesi beklenmektedir.
 
Çarşamba, 25 Şubat 2026 00:00
Çin’in dünyanın en büyük ekonomisi olma süreci yeniden erteleniyor. Artık Çin’in ABD’yi geçerek dünyanın en büyük ekonomisi olacağı tarihi 2040’ların başı yerine 2049 olarak tahmin ediyoruz. Geçen yılki dayanıklılığa rağmen bu gecikme, potansiyel büyümeyi belirleyen temel göstergelerdeki bozulmadan kaynaklanıyor. Çin’in nüfusu küçülüyor ve yaşlanıyor, deflasyon baskıları sürüyor ve özel ile kamu sektöründeki artan borçluluk “sert iniş” risklerini yeniden gündeme getiriyor.
 
Buna karşılık ABD’de temel göstergeler iyileşme eğiliminde ve Çin’den ayrışıyor. Çin’de zayıflayan göstergeler ülkenin daha uzun süre ikinci sırada kalmasına yol açarken, ABD’de potansiyel büyümeyi destekleyen gelişmeler uzun vadeli ekonomik büyüme için sağlam bir zemin oluşturuyor. Çin’deki sert iniş riskleri ABD’de aynı ölçüde görülmüyor; bu da aşağı yönlü risklerin daha çok Çin tarafında yoğunlaştığını gösteriyor.
 
2049 tahminimiz, Çin yuanının (renminbi) önümüzdeki dönemde değer kazanacağı varsayımını da içeriyor. Çinli yetkililerin döviz politikası yaklaşımını, para birimini zayıf tutmak yerine finansal istikrarı önceleyen bir çerçeveye kaydırdığını düşünüyoruz. Ancak iç ve dış koşullara bağlı olarak döviz politikası değişebilir. Eğer yuan, vadeli piyasa fiyatlamasına paralel bir seyir izlerse, yapısal sorunlara rağmen Çin’in en büyük ekonomi konumuna yükselmesi beklediğimizden daha erken gerçekleşebilir.
Perşembe, 19 Şubat 2026 00:00
Küresel ekonomi yaklaşık %3 büyüme patikasında kalmaya devam ediyor. ABD ekonomisindeki güçlü görünüm, Çin ve Hindistan’daki yavaşlamayı dengeliyor. Ancak ABD’de büyümenin güçlü seyretmesi Fed’in faiz indirim alanını diğer gelişmiş ülke merkez bankalarına kıyasla daha sınırlı bırakırken, gelişmekte olan ülkelerde genel olarak faiz indirim alanı sürüyor.
 
Genel büyüme verileri istikrarlı görünse de ülke bazlı riskler artıyor. Japonya’nın bozulan mali dengesi, Çin’de sert iniş ihtimali, Latin Amerika’daki seçimler ve ABD-Kanada-Meksika Ticaret Anlaşması (USMCA) müzakereleri küresel görünüm üzerinde aşağı yönlü risk oluşturuyor.
 
Çin’de kısa vadede ihracat güçlü ve gayrimenkul sektörüne yönelik gevşeme adımları dip oluşumuna işaret edebilir. Ancak artan borçluluk ve ihracat kaynaklı fiyat indirimleri, uzun süreli deflasyon ve sert iniş riskini canlı tutuyor. Euro Bölgesi’nde zayıf imalat, güçlü euro ve sıkı kredi koşulları enflasyonun hedefin altında kalma riskini artırıyor; bu da ECB’nin faiz indirimine daha yatkın olabileceğini gösteriyor.
 
Kanada’da düşen enflasyon BoC’nin yeniden faiz indirimine gidebileceğine işaret ederken, Japonya’da zayıf veriler BoJ’u bekle-gör pozisyonunda tutuyor ancak mali riskler uzun vadede artıyor. Brezilya’da seçim sürecine bağlı mali riskler para politikasını sınırlarken, Meksika’nın görünümü büyük ölçüde USMCA’nın yenilenmesine bağlı.
 
Özetle, küresel büyüme %3 civarında kalmaya devam etse de politika belirsizlikleri ve ülke bazlı kırılganlıklar artıyor. ABD büyümenin ana sürükleyicisi olmaya devam ederken, gelişmiş ülkeler arasında para politikası ayrışması belirginleşiyor ve gelişmekte olan ülkelerde faiz indirimi alanı görece daha geniş kalıyor.
 
Çarşamba, 18 Şubat 2026 00:00
ABD Ekonomik Görünümü: Şubat 2026
 
Büyüme Görünümü
Ekonomik büyüme tahminlerinde önemli bir değişiklik yapılmadı. Son veriler, güçlü tüketim harcamaları ve artan iş yatırımları sayesinde reel GSYH’nin sağlam bir büyüme patikasında olduğunu gösteriyor. 2026 için piyasa beklentilerinin üzerinde bir büyüme öngörülüyor. Bu görünüm; genişleyici maliye politikası, daha az sıkı para politikası, güçlü yapay zekâ yatırımları ve azalan politika belirsizliği ile destekleniyor.
 
İşgücü Piyasası
İşgücü piyasası halen çok güçlü olmasa da son aylarda dengelenme sinyalleri veriyor. Ekonomik büyümenin desteğiyle yıl içinde işe alımlarda ılımlı artış bekleniyor. 2026’da tarım dışı istihdam artışının aylık ortalama 70 bin kişi olması öngörülüyor. İşsizlik oranının 2026 son çeyrekte %4,3 seviyesinde kalması bekleniyor.
 
Enflasyon Görünümü
Enflasyon verileri beklentilerden bir miktar daha düşük seyrediyor. Hizmet fiyatlarındaki yavaşlama, tarifelerin mal fiyatlarına etkisini kısmen dengeliyor. Ancak tarifelerin enflasyonist etkisinin henüz tam olarak yansımadığı düşünülüyor. Çekirdek PCE’nin yıllık bazda ilk çeyrekte %2,9’a yükselmesi, ardından dezenflasyon sürecinin yeniden başlayarak 2026 sonunda %2,6’ya ve 2027 sonunda %2,3’e gerilemesi bekleniyor.
 
Para Politikası
Para politikası görünümünde küçük bir revizyon yapıldı. İşgücü piyasasındaki dengelenme nedeniyle mart ayında faiz indirimi ihtimali azaldı. Ancak daha ılımlı enflasyon görünümü nedeniyle yıl içinde iki adet 25 baz puanlık faiz indirimi beklentisi korunuyor. Bu indirimlerin haziran ve eylül toplantılarında gerçekleşmesi öngörülüyor. Genel risk dengesi ise daha az sayıda faiz indirimi ihtimaline işaret ediyor
Cuma, 13 Şubat 2026 00:00
Rapordan özetle,
Ocak ayı TÜFE verisi beklentilerden bir miktar daha düşük gerçekleşti. Çekirdek TÜFE %0,30 artarken, uçak bileti fiyatlarındaki güçlü yükseliş ikinci el otomobil ve barınma kalemlerindeki beklenenden zayıf artışlarla dengelendi. Yıllık bazda manşet ve çekirdek enflasyon sırasıyla %2,4 ve %2,5’e geriledi; çekirdek enflasyon Mart 2021’den bu yana en düşük seviyesini kaydetti.
 
Verinin PCE deflatörü açısından yansımaları genel olarak olumlu oldu ve Ocak ayında çekirdek PCE deflatöründe %0,26 artış öngörülüyor. Ancak Aralık ayı PCE ve Ocak ayı ÜFE verileri henüz açıklanmadığı için tahmin aralıkları normalden daha geniş. Fed açısından Mart ayında faiz indirimi olasılığı oldukça düşük görünse de, enflasyondaki kademeli yavaşlama yılın ilerleyen dönemlerinde ilave faiz indirimlerine zemin hazırlayabilir.
Pazartesi, 09 Şubat 2026 00:00
Ocak TÜFE Ön İzleme: Kapanma Etkileri Zayıflıyor, Mevsimsel Faktörler Yeniden Öne Çıkıyor
 
  • Ocak ayı TÜFE verisinin, geçen sonbahardaki uzun hükümet kapanmasının yarattığı istatistiksel bozulmalardan büyük ölçüde arındırılmış, daha “temiz” bir fiyat görünümü sunması bekleniyor. Son kapanma verilerin toplanmasını etkilemedi.
  • Yeni mevsimsel düzeltme katsayıları açıklanacak ve son beş yılın verileri revize edilecek. Ancak pandemi döneminin etkileri nedeniyle yılın başındaki fiyat artışlarını tam yansıtmakta zorlanabilir.
  • Çekirdek enflasyonun ocakta aylık %0,33 artması bekleniyor (son 12 ay ortalaması %0,22). Bu artışın, gecikmeli tarife maliyetlerinin tüketiciye yansıması ve özellikle ikinci el araçlar öncülüğünde mal fiyatlarındaki yükselişten kaynaklanacağı öngörülüyor.
  • Çekirdek hizmet enflasyonu da aylık %0,33 artabilir; kira baskısı azalırken, sağlık ve motorlu taşıt sigortalarındaki düşüş artışı sınırlayabilir.
  • Manşet TÜFE’nin ocakta aylık %0,25 artması bekleniyor. Gıda enflasyonundaki yumuşama ve benzin fiyatlarındaki düşüş manşeti baskılarken, enerji hizmetlerinde artış sürüyor.
  • Yıllık manşet enflasyonun %2,7’den %2,4’e, çekirdek enflasyonun ise yaklaşık %2,5 ile son beş yılın en düşük seviyesine gerilemesi bekleniyor. Ancak 2026 boyunca enflasyonda belirgin bir ilave soğuma öngörülmüyor.
Cuma, 06 Şubat 2026 00:00
Aralık JOLTS: Açık iş sayısındaki gerileme, iş gücü talebinin zayıf kalmaya devam ettiğine işaret ediyor.

Aralık ayına ilişkin JOLTS raporu, iş gücü piyasasının hâlen kırılgan bir konumda olduğunu ortaya koydu. Açık iş sayısı 6,5 milyona gerilerken, son bir yılda yaklaşık %10 düşüş kaydetti. Süregelen gerileme, işe alım koşullarında bir toparlanmanın henüz başlamadığını gösteriyor. Devir (turnover) verileri de iş gücü piyasasındaki faaliyetlerin zayıf seyrini sürdürdüğüne işaret ediyor. Aralık ayında işe alım ve istifa oranları, pandeminin ilk ayları hariç tutulduğunda, yaklaşık son on yılın en düşük seviyelerine yakın seyretti.
 
Düşük işe alım ortamı ve çalışanların gönüllü olarak işten ayrılma oranının sınırlı kalması, işten çıkarmaların artması riskini beraberinde getiriyor. Aralık ayında işten çıkarma oranı %1,1 seviyesinde sabit kalsa da, Challenger verilerine dayanan daha ileriye dönük göstergeler, işten çıkarma duyurularının artış eğiliminde olduğunu gösteriyor. Bu duyurular henüz toplu bir istihdam kaybına işaret edecek düzeye ulaşmamış olsa da, söz konusu artış, şirketlerin diğer seçenekler tükendiğinde çalışan sayısını azaltmaktan kaçınmadıklarını hatırlatıyor.
 
Cuma, 06 Şubat 2026 00:00
Altın Dış Ticaret Açığını Kapatıyor, Ama Sadece Kağıt Üzerinde.
 
Altın fiyatlarının hızla yükselmesi ve güçlü yurtdışı talep, ABD’den yüksek miktarda fiziksel altın çıkışına yol açarak ticaret açığının manşet verilerde daralmasına neden olmaktadır. Ancak bu gelişme ekonomik bir iyileşme olarak değerlendirilmemelidir. Sınır ötesi altın hareketleri, yeni mal ve hizmet üretimini değil, jeopolitik riskler ve belirsizlikler altında varlıkların yeniden konumlandırılmasını yansıtmaktadır. Bu nedenle altın ticareti, gerçek ekonomik faaliyetle doğrudan ilişkili değildir.
 
ABD Ekonomik Analiz Bürosu (BEA), üretimi ölçmeyi amaçladığı için yatırım amaçlı altın ticaretini büyük ölçüde GSYH hesaplamalarının dışında bırakmaktadır. Altın hariç tutulduğunda, ticaret açığı manşet rakamların ima ettiğinden daha olumsuz bir tablo çizmektedir. Son dönemde altın ithalat ve ihracatındaki sert dalgalanmalar, ekonomik büyümede anlamlı bir iyileşmeye değil, istatistiksel bir çarpıtmaya işaret etmektedir.
Cuma, 30 Ocak 2026 00:00
Wells Fargo'nun raporunda Warsh’ın Fed başkanlığına olası atanmasına dair beklenti ve riskleri özetlemektedir. Genel olarak, Warsh liderliğindeki bir Fed’e diğer adaylara kıyasla piyasalarda görece bir rahatlık olduğu, ancak ekonomik görünüm ve faiz patikasına ilişkin kamuya açık açıklamalarının sınırlı olması nedeniyle belirsizlik barındırdığı vurgulanmaktadır. Warsh’ın, verimlilik artışına olan iyimserliği ve “Main Street”i desteklemek için daha düşük faiz ihtiyacı görüşü doğrultusunda görece güvercin bir para politikası izlemesi beklenmekle birlikte, geçmişte Trump’ın kısa listesindeki adaylar arasında en şahin isimlerden biri olduğu hatırlatılmaktadır. Fed bilançosunun, mevcut “bol rezerv” çerçevesi nedeniyle Warsh döneminde anlamlı biçimde küçülmesinin düşük ihtimal olduğu ifade edilmektedir. Merkez bankası bağımsızlığı konusunda Warsh’ın yönetişim süreçlerinin gözden geçirilmesi gerektiğini savunsa da para politikası bağımsızlığının önemine inandığı ve kararların Komite tarafından alındığı belirtilmektedir. Son olarak, Warsh’ın Powell’ı sürekli sorgulayan bir “gölge başkan” gibi davranması halinde Komite içinde yalnızlaşma riski taşıdığı ve beklenen faiz indirimleri için güçlü bir uzlaşı oluşturmasının kritik olacağı, zira Komite genel beklentisinin dot plot’ta yalnızca bir ek indirim yönünde olduğu vurgulanmaktadır.
Cuma, 30 Ocak 2026 00:00
Gayrimenkul ve Konut Sektörü Değerlendirmesi Konut fiyatları yeniden yükseliş eğilimine girmiştir. Case-Shiller ulusal konut fiyat endeksi kasım ayında aylık yüzde 0,4 artarak üst üste dördüncü aylık yükselişini kaydetmiştir. Bu artış serisi, 2025 yılının ilkbahar ve yaz aylarında görülen düşüşlerin ardından bir toparlanmaya işaret etmektedir. Genel olarak bakıldığında, konut fiyatlarındaki artış hızı pandemi sonrası dönemle kıyaslandığında belirgin şekilde yavaşlamıştır. Buna rağmen kasım ayında yıllık bazda yüzde 1,4’lük artış, fiyatların hâlen pozitif bölgede seyrettiğini göstermektedir. Ulusal endeksteki bu yıllık artış, bölgesel farklılıkları gizlemektedir. Güneş Kuşağı ve Batı kıyısındaki bazı pazarlarda konut fiyat artışları sınırlı kalmış, hatta bazı bölgelerde son bir yılda düşüşler görülmüştür. Bu zayıf performans, yeni inşaatlarla artan arz, satın alınabilirlik sorunları ve nüfus hareketlerindeki değişimlere bağlı talep zayıflamasından kaynaklanmaktadır. Ayrıca Tampa’da yaşanan Milton Kasırgası ve Washington DC’deki federal harcama kesintileri gibi bölgeye özgü faktörler de etkili olmuştur. Buna karşılık Kuzeydoğu ve Orta Batı bölgelerinde konut fiyatları daha hızlı artmaktadır. Chicago, New York ve Detroit gibi şehirlerde sınırlı arz, fiyatlar üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturmaya devam etmektedir. Genel değerlendirme olarak, konut fiyat artışlarının ılımlı ancak pozitif seyrini sürdürmesi beklenmektedir. Zorlayıcı satın alınabilirlik koşulları fiyat artışlarını sınırlayacak olsa da, tek ailelik konutlarda yapısal arz yetersizliği ve demografik temelli güçlü talep, önümüzdeki yıllarda fiyatları desteklemeye devam edecektir
Cuma, 30 Ocak 2026 00:00
ABD’de Fed, 2026 yılının ilk toplantısında faizleri sabit tuttu ve para politikasında gevşemeye yeniden başlamak için aceleci olmayacağı mesajını verdi; buna karşın gerektiğinde esneklik payını korudu. Fed gündeminin yoğun olduğu haftanın sonunda Başkan Trump, Mayıs ayında Powell’ın yerine geçmek üzere Kevin Warsh’ı yeni Fed Başkanı olarak atadı. Önümüzdeki hafta ABD’de ISM imalat ve hizmet verileri ile istihdam rakamları takip edilecek. Küresel ölçekte ise hem G10 ülkelerinde hem de gelişmekte olan piyasalarda merkez bankalarının büyük bölümü faizleri sabit bıraktı. Kanada, İsveç, Brezilya ve Şili bu hafta politika faizlerinde değişikliğe gitmedi. Euro Bölgesi’nde dördüncü çeyrek büyümesinin güçlü gelmesi, ECB’nin de önümüzdeki hafta faizleri sabit tutma olasılığını güçlendirdi. Gelecek hafta Avustralya Merkez Bankası, İngiltere Merkez Bankası ve Meksika Merkez Bankası kararları öne çıkıyor. Haftanın ana konusu ise ABD’de yeniden gündeme gelen hükümet kapanması riski oldu. Senato ile Trump yönetimi arasında kısmi bir uzlaşma sağlanmış olsa da, en azından hafta sonu için federal hükümetin kapanma ihtimalinin oldukça yüksek olduğu değerlendiriliyor.
Perşembe, 29 Ocak 2026 00:00
Ocak İstihdam Önizlemesi: İşe Alımlarda Sınırlı Toparlanma, Genel Eğilim Hâlâ Zayıf Ocak ayı istihdam verilerinin, işgücü piyasasındaki zayıf görünümü önemli ölçüde değiştirmesi beklenmemektedir. İstihdam artışının sınırlı bir toparlanma ile yaklaşık 80 bin kişi seviyesinde gerçekleşeceği, işsizlik oranının ise %4,4 düzeyinde sabit kalacağı tahmin edilmektedir. Bununla birlikte, Ocak ayındaki istihdam artışı, mevsimsel tatil çalışanlarının normalden daha az işten çıkarılmasından kaynaklı olarak geçici şekilde olumlu görünebilir. Diğer veriler, işgücü piyasasında kademeli bir gevşemenin sürdüğüne işaret ederken, işsizlik oranı açısından yukarı yönlü riskler öne çıkmaktadır. Ayrıca, geriye dönük nitelikteki yıllık revizyon, geçen yıl istihdam artışının mevcut verilere kıyasla daha belirgin şekilde yavaşladığını ortaya koyacak; bu durum, işgücü piyasasının hanehalkı gelirleri ve tüketim harcamaları üzerindeki desteğinin zayıfladığını teyit edecektir.
S.No Dosya Adı İndir
1 Wells-Fargo-ocak-istihdam-onizlemesi İlgili Dosyayı İndir
Perşembe, 29 Ocak 2026 00:00
Ticaret Dengesindeki Tersine Dönüş, Kasım Ayında Dış Ticaret Açığının Sert Şekilde Genişlemesine Yol Açtı ABD’nin dış ticaret açığı, altın ihracatındaki geri çekilme ve ilaç sektöründeki güçlü hareketlerin etkisiyle Kasım ayında yaklaşık 30 milyar dolar artarak, önceki iki aydaki daralma eğilimini tersine çevirmiştir. Aylık oynaklık ve yüksek teknoloji kaynaklı talep etkileri dışarıda bırakıldığında, temel ithalat kalemlerinin geçen yıl genelinde düşüş eğiliminde olduğu görülmektedir.
Çarşamba, 28 Ocak 2026 00:00
Fed, Ocak ayı toplantısında beklentilere paralel olarak politika faizini sabit tuttu. Açıklama metni ve Powell’ın basın toplantısı, Fed’in bir yandan kademeli olarak zayıflama riski taşıyan iş gücü piyasası, diğer yandan ise hâlâ hedefin üzerinde seyreden enflasyon arasında daha dengeli bir duruşa geçtiğini gösterdi. Temel çıkarım, Powell döneminde ilave faiz indirimleri için çıtanın yükselmiş olmasıdır. Toplantıda Miran ve Waller 25 baz puanlık faiz indirimi yönünde muhalefet ederken, genelde güvercin olarak görülen Bowman’ın faizin sabit tutulmasını desteklemesi dikkat çekti. Bu durum, Fed içindeki güvercin kanadın dahi son dönemde daha temkinli bir çizgiye kaydığını gösteriyor. Ocak ayındaki “pas”, önceki üç toplantıda yapılan 25’er baz puanlık indirimlerin ardından geldi ve politika faizi hâlen çoğu üyenin nötr faiz tahmininin bir miktar üzerinde bulunuyor. Açıklama metni önceki toplantılara kıyasla hafif şahin algılandı; iş gücü piyasasına yönelik aşağı yönlü risk vurgusu çıkarılırken, işsizlik oranının “istikrara işaret eden bazı belirtiler” gösterdiği ifade edildi. Enflasyon tarafında da daha temkinli iyimser bir dil kullanıldı. Enflasyonun hâlâ yüksek olduğu belirtilmekle birlikte, geçen yılın başından bu yana yukarı yönlü seyre dair ifade metinden çıkarıldı. Powell da basın toplantısında, istihdam ve enflasyon arasındaki gerilimin azaldığını, hem enflasyon yukarı yönlü risklerinin hem de istihdam aşağı yönlü risklerinin bir miktar zayıfladığını vurguladı. Powell, ekonomik görünüme ilişkin tahminlerin Aralık ayına kıyasla daha güçlü olduğunu belirtse de, net bir rahatlama mesajı vermekten kaçındı ve gelecekteki toplantılara dair kararların veriye bağlı olacağını yineledi. Mevcut faiz seviyesinin, son üç indirim sonrası, verileri izlemek için uygun olduğunu ifade etti. Genel olarak Fed, yakın vadede faiz indirimlerine acele etmeyen bir duruş sergilerken, iş gücü piyasasında belirgin bir zayıflama ya da enflasyonda ek bir yavaşlama görülmesi halinde mart ayında indirim ihtimalini tamamen kapatmadı. Ancak güçlü büyüme beklentileri ve istikrar kazanan iş gücü piyasası nedeniyle, faiz indirimleri için kalan alanın giderek daraldığı ve risklerin daha geç ve daha sınırlı gevşemeye doğru kaydığı değerlendiriliyor.
Pazartesi, 26 Ocak 2026 00:00
31 Ocak’ta başlayabilecek bir hükümet kapanmasının olasılığı yükselirken, kısa süreli bir kapanmanın ekonomik verileri yalnızca geciktirmesi, uzun süreli bir kapanmanın ise veri kalitesini bozarak belirsizliği artırması beklenmektedir. Böyle bir senaryo borç tavanını etkilemeyecek olsa da, sınırlı veri akışı Fed’in karar alma sürecini zorlaştırabilir. Bu durum, özellikle zaten daralan faiz indirimi alanında Fed’in ilave adımları ertelemesine neden olabilecek bir risk unsuru olarak öne çıkmaktadır.
S.No Dosya Adı İndir
1 wells-fargo-hukumet-kapanmasi-rapor İlgili Dosyayı İndir
Destek Yatırım - Hesap Aç
Öne Çıkanlar Kurumlar Hisse Karşılaştır Partnerlerimiz Videolar Blog İletişim
Giriş Yap Üye Ol
Google Play Apple Store